Hüzün Hoşgeldin (Onur Can Özcan)

Hüzün hoş geldin,
Buyur otur.
Umut yolcu,
Gökyüzüm soluk.
Bir daha bahar yok.
Son bahardı bu.
Eli boş döndüm bu aşktan gözlerim dolu.

Biz Bize (Onur Can Özcan)

Her şeyi tam anlattık da
Biz yine yarım kaldık.
Herkesi anladık ya…
Yine biz yalnız kaldık.
Bize herşeyi öğretmişler
Yalnızlığı es geçmişler
Gece ince, mevzu derin
Bak yine biz bize kaldık.


En acılı ölüm yaşamak ya
İnadına yaşadık biz de…

Yaşamak…

Sadece nefes almak yeterli mi yaşıyor sayılabilmek için bu hayatta? Oysa ki hissetmek de mühim. Hem de ne mühim. Bir o kadar da derin bir mevzu değil midir?

“Biri olmak gerek bu hayatta, en azından biri için.”

Derin mevzular bunlar azizim, derin.

Yaşamak…

Sadece nefes almak yeterli mi yaşıyor sayılabilmek için bu hayatta. Oysa ki hissetmek de mühim. Hem de ne mühim. Bir o kadar da derin bir mevzu değil midir?

“Biri olmak gerek bu hayatta, en azından biri için.”

Derin mevzular bunlar azizim, derin.

Benim Hikayem

Zaman dediler. “Zaman” her şeyin ilacıymış. Bir hikayem vardı, herkesin olduğu gibi. Bir tarihte yazılmaya başlandı. Hikayeleri bilirsin, giriş – gelişme ve sonuç. Bir de başlığı olmalıydı.

Girişi oldukça sıradandı benim hikayemin. Tıpkı birçoğu gibi diğer hikayelerin. Doğdum, büyüdüm, öğrendim. Gelişme kısmı daha eğlenceliydi girişe nazaran. Hayatı keşfetmeye başladım ve insanları. Canım acıdı çoğu zaman, gülümsediğim de oldu tabi zaman zaman. Yeni insanlar tanıdım. İçlerinde, canımı yakanlar da oldu, onu elinde tutanlar da… En azından bir süre… Sonra sen geldin bir yerlerden bir şekilde. Hikayemin asıl gelişme kısmı başlamış oldu işte tam o zaman. On bir sene. Dile kolay tam on bir sene… İçi dolu dolu uzun bir zaman dilimi. Birlikte güldük, birlikte üzüldük, birlikte başa çıktık bir çok sorunla ama birbirimizle başa çıkamadık. Birbirimizi olduğu gibi kabul edemedik. Bazı şeyler içimizde kaldı. İçimizde birikti bazıları da bir yığına dönüştü ve sonunda tüm ağırlığı ile üzerimize yıkıldı ne var ne yoksa. Sonra… Sen gittin. Her şey gitti. Herkes gitti. Zor oldu hem de çok zor. Devam etmeye çalışıyorum evet. Buna mecburum. Bu can bu bedenden çıkmadıkça bir şekilde yaşamaya devam etmek zorunda insan. Yeniden kendimi bulacağım, biliyorum zaman alacak ama yapacağım. Sen de öyle. Yeni suretler tanıyacağım. Bu suretlerden bazıları yine canımı yakacak biliyorum. Kimi daha yakın duracak bana kimi daha uzak. Kiminden ben kaçacağım. Birileri yine ruhuma dokunacak belki ben de bazılarının ruhuna dokunacağım. Belki biri olacak ya da ben biri olacağım birileri için.

Neden mi yazıyorum bunları? Bilmiyorum. Belki içimde taşıdığım yükün ağırlığını biraz olsun hafifletebilmek için. Belki yazmak bana nefes alacak bir alan oluşturduğu için. Tam olarak emin değilim. Hikayem devam ediyor. Ne sonuç kısmı belli ne başlığı. Bilirsin başlık, hikaye bittikten sonra konur. Hani diyor ya; “Hayatıma giren her şeye, herkese… Teşekkürler! Büyüyorum sizinle.” Sen, ömrünün sonuna kadar çok mutlu ol bundan sonra. Çünkü herkes gibi sen de bunu sonuna kadar hak ediyorsun. Hikayem, asıl seninle başladı şimdi ise bir şekilde devam etsin. Huzurla, sevgiyle…

Birlikte…

Hadi! Gidip herhangi bi bir yerde herhangi birşey içelim birlikte ve herhangi bir konu hakkında konuşalım herhangi başka bir zaman dilimine kadar. Birlikte olalım sadece herhangi bir çift gibi ve herhangi bir gece vakti sarılıp rüyalara dalalım seninle.

Ne kadar derinse hikaye o kadar karanlıktır yolu.
Sen, elinde bir fenerle ilerlerken,
Ardın hep karanlık kalır.
Ardına baksan önün, önüne baksan ardın kararır.
Aslına bakarsan;
Karanlıkta yürümeyi öğrenmektir doğru yolu.

Huzuru Bulmak

Sıyrılıp geçmişin ağır zifrinden
Huzura ulaşıncaya dek
Devam etmeli insan yürümeye
Ve ben azizim… ve ben
O lanet huzuru bulacağım güne yürüyorum
Her ne zaman ki bulursam
İşte o zaman duracağım
O durmak ki ama öyle böyle olmayacak
Bir geminin attığı demir gibi
Bir kayanın deniz tabanına oturduğu gibi
olacak duruşum
Ne var ne yoksa duracak

ADINDI MUTLULUK

ADINDI MUTLULUK

Aklımda her an
Sendin hep kalbimi dolduran
Zaman zaman gördüğüm yüzler
Şimdi oldular hep yalan

İnanmak mı daha güç olan
Dayanmak mı bilemedim inan
Oysa, daha dün sendin elimi tutan
Bugünse hayalin geriye tek kalan

Düşünmek bir ızdırap
Kurgular, hep zihnimi esir alan
Oysa beni özgür kılan
Bir kalem ve bir kağıt masada duran

Dönüp sorsalar bana geri
Neydi hayatta en sevdiğin
Dil söyler adını çaresiz
Önce sendin şimdi mazi

Nasıl bir his bir bilsen
Bir an adındı mutluluk
Şimdi kara bir kapının hüzünlü zili sesin
Ve üzerime toprak atandı aslında sözlerin

Kırılmak zaman alır

Bir kadın neden susar?
Kırılmıştır susar,
Kırmamak için susar,
Güçlü kadını kırmak da güçtür.
Bunu başardıysanız eğer,
Çok ciddi bir şey yapmışsınız demektir.
Ama o susar.
Çünkü kadın susmaz ise,
Duramazsınız, karşınıza çıkan dalganın karşısında.
Yıkar geçer,
İyileşemezsiniz bir daha.
Üzmemek gerek kadınları.
Kırmamak gerek kadınları.
Ama hayat hiç bir zaman adil olmadı.
Tüm kırdıklarımdan özür dilerim.
Beni kıranların da isimlerini heybemde saklamaya devam ederim.